15 Şubat 2020 Cumartesi

Raşidi Tarikatı - Raşidin Yolu - Raşidin Çizdiği Yol - Nedir?


Raşidi Tarikatı

طَرِيقَاتِ رَاشِدِي
 

Raşidi Tarikatı - Raşidin Yolu - Raşidin Çizdiği Yol - Nedir ? 
Kurucusu Kimdir? Edeb Ve Adablari Nelerdir?


Raşidi Tarikatı Kurucusu Kimdir : Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hoca


Tarikatin Özelliği :
Mevsim Tarikati yani günlerin, aylarin, gecelerin, gündüzlerin, nurun, ve ziyanin, ve mevsimlerin devaren ettirilmesini talim eden, bir yol ve tarik ve usul.

Kuruluş Sebebi ve Prensibi :

"River" Nehir ile yarışma, Nehir ile birlikte koşamazsın, o seni hep yener, çünkü sen yorulursun, amma o yorulmaz.
(Karoglan sözü 05.09.2016)

yukardaki söze açıklama : muhammed misyonu, ibrahim misyonu, kominizm misyonu, gibi bir misyon akıp gelen bir nehir gibidir, onlarin binlerce askeri vardır, sen yalnız başına onlarla yarışamazsın, onlar hep yener kazanır, çünkü onlar bir grup, o yüzden bir grup, bir tarikat olmak lazımdır, yalnız asker tek atlı araba gibi, grup 10 askerse 10 atlı araba gibidir, o yüzden raşidi tarikatını kuruyorum seven ardımıza takılsın.

Raşit - Raşid - RAŞiD - رَاشِدٌ isminin anlamı : رَاشِدٌ Raşit Raşid RAŞiD

Anlamları:
1. Doğru yola giden
2. Akıllı
3. irşad edip öğreten
4. Öğretmen
5. Baş Öğretmen
6 . Öğreten eğiten Allah
7. Öğretmen olan Allah
8. Olgun , Kemaline Ermiş ,Yetişkin, genc delikanli

MÜRŞiD : Egitici ,şeyh, mürebbi ,terbiyet edici, ögretici, ögretmen, Baş Öğretmen.

Raşidi Tarikatının Amacı ve Gayesi :
Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanin Hakkalyakin veya keşfen bilip yaşadiklarini, bir cemaate ve gruba ögretip, misyonunun, (Level in) ondan sonrada devam ettirilmesi.

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanin Hakkalyakin veya keşfen, insanoglunun yerüyünden kainati idare edebilcek bir güce sahip oldugunu bilip, ve bu konuda bazi tatbikler yapinca, ve bunu devam ettirecek, ve ilerde dahada geliştirebilcek kivamda, yol arkdaşlari, tarik mensublari aramasi, ve bildiklerini, yetenekli ve ögrenip yaşamak isteyenlere anlatma istegi ve gayesi sebebiyle kuruldu. ve amaci ve gayesi sadece, insanin, yeryüzünün ve kainatin halifesi oldugunu bizzat, hakkal yakin insanlara ögretmek.
 


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

 
وَسَخَّرَ لَكُم مَّا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ جَمِيعًا مِّنْهُ إِنَّ فِي ذَلِكَ لَآيَاتٍ لَّقَوْمٍ يَتَفَكَّرُونَ

Esteuzubillah

Ve sahhara lekum mâ fîs semâvâti ve mâ fîl ardı cemîan minhu, inne fî zâlike le âyâtin li kavmin yetefekkerûn.

Meali :
Ve göklerde ve yerde olanların hepsini kendinden (bir lütuf olarak) size musahhar (emre amade) kıldı. Muhakkak ki bunda, tefekkür eden bir kavim için mutlaka âyetler (ibretler) vardır.

CASİYE Suresi 13. ayet


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


وَإِذْ قَالَ رَبُّكَ لِلْمَلاَئِكَةِ إِنِّي جَاعِلٌ فِي الأَرْضِ خَلِيفَةً قَالُواْ أَتَجْعَلُ فِيهَا مَن يُفْسِدُ فِيهَا وَيَسْفِكُ الدِّمَاء وَنَحْنُ نُسَبِّحُ بِحَمْدِكَ وَنُقَدِّسُ لَكَ قَالَ إِنِّي أَعْلَمُ مَا لاَ تَعْلَمُونَ

Ve iz kâle rabbuke lil melâiketi innî câilun fîl ardı halîfeten, kâlû e tec’alu fîhâ men yufsidu fîhâ ve yesfikud dimâe, ve nahnu nusebbihu bi hamdike ve nukaddisu lek(leke), kâle innî a’lemu mâ lâ tâ’lemûn.

Meali : Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti. (Melekler de): “Orada fesat çıkaracak ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Biz Seni, hamd ile tesbih ve seni takdis ediyoruz.” dediler. (Rabbin de): “Muhakkak ki ben, sizin bilmediklerinizi bilirim.” buyurdu.

Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hocanin Hakkalyakin veya keşfen, insanoglunun yerüyünden kainati idare edebilcek bir güce sahip oldugunu bilip, ve bu konuda bazi tatbikler yapinca, ve bunu devam ettirecek, ve ilerde dahada geliştirebilcek kivamda, yol arkdaşlari, tarik mensublari aramasi, ve bildiklerini, yetenekli ve ögrenip yaşamak isteyenlere anlatma istegi ve gayesi sebebiyle kuruldu. ve amaci ve gayesi sadece, insanin, yeryüzünün ve kainatin halifesi oldugunu bizzat, hakkal yakin insanlara ögretmek.



أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم



وَلَئِن سَأَلْتَهُم مَّنْ خَلَقَ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَسَخَّرَ الشَّمْسَ وَالْقَمَرَ لَيَقُولُنَّ اللَّهُ فَأَنَّى يُؤْفَكُونَ

Ve le in seeltehum men halakas semâvâti vel arda ve sehharaş şemse vel kamere le yekûlunnallâhu, fe ennâ yu’fekûn.

Ve muhakkak ki "Gökleri ve yerleri kim yarattı, Güneş ve Ay’ı kim (size) musahhar (emre amade) kıldı?" diye sorarsam mutlaka, "Allah" derler. O halde o misyonun, size yükledigimin kiymetini bilip, ona sahip cikin, yüklenin onu artik ,yani kainati yönetin artik.

ANKEBUT Suresi 61. ayet


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّمَا يَخْشَى اللَّهَ مِنْ عِبَادِهِ الْعُلَمَاء

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

innemâ yahşâllâhe min ibâdihil ulemâu

Meali :

Kulları içinde ancak alimler, Allah’tan (gereğince) korkar.

(Sadakallahul Aziym FÂTIR Suresi 28. ayetten pasaj)

Mesela sana bir örnek ile Elma diye bir bitki var, bu bitkinin cekirdegini topraga dikince, seninde Topragi elmaya ceviren bir fabrikan olmuş oluyor.
Yine Mesela Kayisi diye bir agac veya bitki var, onunda cekirdegi var, ve sen bahcene kayisi cekirdegi dikip, bakimini yapinca, yine seninde Topragi Kayisiya ceviren bir fabrikan olmuş oluyor. düşün eger o cekirdek olmasaydi, sen binler sene ugraşsaydin, ne topragi elmaya cevircek bir fabrika, nede topragi kayisiya cevircek bir fabrika kurabilir ve öyle bir Teknolojiye erişebilirdin, halbuki Hak Teala, bunu cennetten alip gelip, dünya da dikilmesini sağladı, ve artik cennet meyvasi dünyada topragi elmaya ceviren bir fabrikamiz var, hem bu bir tane degil, birde her elma fabrikasi yine, kendi gibi binler fabrika kurabilcek binler cekirdegide ayni anda imal ediyor. sen fabrika kursan, peki senin fabrikan, kendi fabrikasini bir de klonlaycak, kopleyecek, ayni fabrikadan kurulmasini saglayacak, Sıkıştrilimiş birde elma fabrikalari üretcek bir teknolojiye erişebilirmiydin, şayet bunu rabbimiz ikram etmiş olmasaydi. yani bunlari görüpde "Allahuekber" Rabbimiz büyüksün dememek eldemi peki. hani Hasan Kaçan vardiya ekmek teknesi dizisinde baba büyüksün diyorlardiya, yani Allahin bu mucizelerini bereketlerini gören birisi, ancak gercek alimlerdir, o nun bu harika fabrikanin daha mucizevi binler gizli halini, ancak hakkiyla gercek alimler anlayabilir, ve hakkiylada rabbinden, onlar korkar. ve namazda Allahu ekber denince, bunun elleri kulaklara kadar kaldirmak olmadigini, ancak onlar farkindadir, yoksa kulaklara kadar elleri kaldirmak bilmem kulak memesine degdirmek işin fasa fisosu, bu ancak rabbimizin, her an ayri demde ayri bri yartatişda, yeni bir sanatini icra ettigini görüp, ondan bu sanatin mucidindende hakkiyla onlar korkar. ve Rabbim Allahim büyüksün derler. oysaki halk elma yer, armut yer, birgünde demez, Allah bu topragi nasil oluyorda sulu armuta ceviriyor bize böyle? tatli rizik haline getiriyor demez, bir kere bile tefekkür etmez, yani öyle olunca yillardir uyuyan insanlik ve rabbimizin kudretinin ilminin büyüklügünü kebir ve tek ve yegana büyük "EKBER" oldgunu idrak etmek ancak ilim ile olur, ilim sahibinede alim denilir, ve eger bir alim gercek alimse, onun Allah a iman etmemesi düşünülemez, yoksa eger sahte bir alimse, bu eşsiz sanata kör bakar, onu bunu kopyeleyip, rabimizden caldiklarini ben buldum ben yaptim diye hirsiz tilkilik ederde, rablige kalkar. halbuki bütün fiiller ondan gelir yine ona gider, ve öyle olunca, ben ise bu ilimlere nasil sahip oluyorum, yahut bu alimler bu ulvi tefekküre nasil vakif oluyor, o da sen gibi ve aynen ben gibi, peynir ekmek, tarhana corbasi, elma armut,.... yiyoruz. nasil oluyorda benim yedigim ayni elma armut peynir ile ben bu tefekküre varirken, ayni elma armutu yiyen diger adam zerre ayikmiyor. ve Allaha tapacagi yerde, bir de isyan edip, Allah i yok sayiyor, fark nerde peki, işde fark : nasil bir elmayi nereye diksen, elma fabrikasi olup o yeni elma ve elma fabrikalari üretiyorsa, ben ve alim kimseler dahi, ayni elma gibi, armut gibi, yahut oksijen gibi, altin gibi, ayri bir türüz, cünkü benden de yaratan bir cift yaratmiş, ezvac halinde, ve benim fabrikada işde, ayni senin yediginden yesemde, benimki böyle bir meyva ve ilim ve tefekkür meydana getiriyor, ayni bahcenin topragindaki iki daldan, elma dali topragi elmaya, portakal dali ise, yani diger bir avuc topragi, portakala cevirdigi gibi, benimkide böyle, senide benide hayret makamina cikaran bu ulvi tefekküre götürüyor elhamdülillah. ve sen hased edip, ve beni cahil sofulardan sanma, ve sende niye yok diye diyerekde hayiflanma, sen ben degilsin ki benim üründen verebeilesin. amma işde biz tarikati raşiidi kurduk, ve ilmimizi yaymakdayiz, ve yeni raşidi fabrikalari kurulmasina yardimci oluyoruz, yeni raşidlerin cogalmasina yardimci oluyuruz, sende tarikimize intisab et, desturumuza harfiyyen uy, sende bir gün, raşid ol, ve raşidi bil sen, ve raşid meyvalarina er. yoksa ibrahimler ibraihimden fatmalar fatmadan,Franzlar franzdan, raşidlerde raşddendir, sen ibrahimken raşid olmayada kalkma, muhammed isen, muhammed kal, ibrahimsen, ibraihim kal, ve özünü bozma, sende nefsini terbiyet et ve yolumuza gir ve özünü bul, sende ibrahimsen, sendeki cekirdegi inkişaf ettirki cicek acsin, ve ibrahim ne demekdir sende de o yüze cikip meyva versin azizim.

ve vaaz sohbetleriomizin birinde dedikki :

Ey insanlik görmezmisiniz
Güneşin feri yok, bu sene nerdeyse bizde yaz bile olmadi .
yani güneş işigina arapca Dziya
ضي

denilir.yani Ziya sizin anlaycaginiz ziyanin yani glow un yani
güneş işiklarinin yansimasi azalmiş yeni vaazimizin konusu alfa beta
gama işimasi yani radyoaktivite, kisacasi güneşimizin ziyasi tükenmiş
malesef son ziyalar bitmek üzere yani ey insanlik kimse ikizler burcu
cocuk yapmak istemiyor galiba cünkü ikizlerin kadini doyumsuz olabilir
dedik diye kimse ikizler cocugu yapmaya yanaşmiyor ve böylce güneşimizin
hic erkek ziya bebeleri, dişi ziya olmaz fakat ve ikizler burcu
kalmamiş, ve kadin ikizler ve erkek ikizler cocugu kalmamişki
güneşimizin ziyasi bitmek üzere, olanlarda göcer ise ziya kalmaz . aaa
ben size ne diyen a lafi kicindan anlayan ahmaklar, Allah 12 ay koymuş
12 burc varsa 12 burcunda eşit şekilde dagilmasi lazimki bu güneş
sistemimizde her şey rayinda yüzsün, birisi biraz azalsa da fazla olsada
denge bozlur. mesala neptun bebeleri azalsa nuh bebeleri azalir ve su
ve rahmet kesilmeye başlar,neptün bebelri cogalirsa bu sefeerde
taskinlar olur seller olur,jüpiter azalsa keciler azalir yakub bebeleri
azalir yine olmaz. herkes tohumu atarken öyle ayarlama tohum atmaasin,
lütfen kadere kirkbeş deyip atsin tohumunu, ve özellikle ikizler bebesi
yapin yani. ikizler babasi olcaklar şimdi tohum atcak olanlar, şimdi
dikilen tohumlar mayisda haziranda filiz vercek, haydi gec kalmayin ziya
isimli cocuklar , tohum atin lütfen, yoksa bu güneş yemin olsun sönerde
karanlikda kaliriz.

hemde Ziyayi hapse atmişlar, yani ziya hapisdeki böyle feri yok,
doguyar amma isitmiyor. hanim bu yazdan beri camaşir serdiginde diyorki
güneşin feri yok kurutmuyor diyor, yani bir nakşi büyügü demişki bizim
sizlere verdigimiz feyizi eger muhafaza edebilseniz bu size kiyamete
kadar yeter demişler yani feyz veya füyüzat veya ziya alfa Işıması yani
güneşimizden bizlere gelir ve Muhammed yazili kuran ise ve kuran
kainatin yazilimi ise Muhammed kainat ve güneşimiz iki cihanin güneşi
muhammed mustafa, ve bizler güneş bebeleriyiz yani muhammedin
parcalariyiz. ve güneş sistemimizin icindeki her bir özellik o sistemin
işlevi icin gerekli ve her cibilliyat bir peygamber grubunu temsil eder
demişdik dah önce, ve keciler oglak buralari şuayb ve yakup cocuklari
dedik, ve onlarin azalmasi yani jüpiter burcunda doganlarin azalmasi o
cibilliyati taşiyan sebze, meyva, hayvan, insan ne varsa azaldi
demekdir. ve cimento yoksa harc nasil olmazsa, yahut cimentosu az bir
harc ile yapilan duvar, nasil saglam olmaz ise hepsinin dengeli olmasi
lazimdir. ve amma herşeyin fazlasida zarar azida zarar. lütfen insanlar
aralarinizda konuşun kaynaşin, ve ikizler bebesi yapin. muhammed ikizler
burcudur yani MuhaMMed de üc tane mim vardir yani M harfi latince ikizi
temsilm eder ve yine MeryeM de iki tne M var yani onda ikizler burcu
vardir yani Yine HAVVA da iki tane V veya Hawa yazarsak oda teers ikiz
demekdir. ve ziya güneşimizin parcacigidir yani partiküllerirdir. yani
foton enerjisi.Radyoaktivite

α (Alfa) ışıması: İki
Nötron ve iki protondan meydana gelen, +2 yüklü bir Helyum çekirdeği
yaymaktır. Bu ışıma sonucunda, proton ve nötron sayıları 2'şer birim
azalır. Bu tanecikler +2 yüklü oldukları için elektromanyetik çekime de
yakalanırlar. Bu ışımaların durdurulması çok kolaydır. Örneğin bir
kâğıt yaprak bile yeterli olur.

Peygamberimizin ziyasini devam ettirmesi icin güneşimizin alfa işimasi yapmasi gerekir. ve alfa simgesi budur α
ve bizler muhamedin eeli beyti olarak yani güneşimizin cocuklari olarak
alfa işimasi yapmamiz lazim demekdir bu. ve alfa işimasi demek her
yaptigi işinde alfa hareketi yapmakdir. bunun birkac örnegini
gösteriyorum resimlerimde, 

Bu bir alfa oturuşu yani mehdi oturuşu

Bu bir alfa oturuşu yani mehdi oturuşu

eger ayak ayak üstüne atarsanz, bu alfa oturuşu demek olmaz yalnişdir o oturuş.

yani fircanizi tutarken serce parmagin arasindan gecirmek ile
yine alfa yansimasi yaparsiniz, yine misvak öyle, bu peygamberin sünneti
ile sabittir, onun yani Muhammed Mustafanin misvak tutuş sistemi bu
şekildedir.yani muhammed hep alfa yansimasi yapmişdir.


 yine el yazisisi ile yazi yazmak demek ve özellikle harflerine
alfa işareti koymak demek, yine yazarken alfa işimasi yapmaniz demek, 




demişdık ve böylece sizlere ilk defa kainatın ve güneşin ziyasını bile bizler tarafından yönetilbilcegini bizzat hakkal yakin ögrettik, ve binlerce insan bu oturuşu ve duruşu cok benimsedi, hatta tiryakisi oldu da, artık vazegecemez oldular, ve böylece bu sene sıcak bır yaz gecirdik ziyası bol bol bir yaz gecdi ve artık sonbahara geldik ve ve birkac gün önce kendi aileme ve cocuklarıma tenbihledimki artık sonbahar geldi ve yaprakların sararması ve soguklarin gelmesi icin buziyanin azalmasi şart, o yüzden artık ziya hereketi olan alfa oturuşu ve dıger alfa herketlerini terkedın dedim yanıi mehdi oturuşunu şimdilik terkedin dedim ve islamda terki terke diye birşey vardır,

Tasavvufdaki Terki Terk Nedir?


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَذَا النُّونِ إِذ ذَّهَبَ مُغَاضِبًا فَظَنَّ أَن لَّن
نَّقْدِرَ عَلَيْهِ فَنَادَى فِي الظُّلُمَاتِ أَن لَّا إِلَهَ إِلَّا
أَنتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنتُ مِنَ الظَّالِمِينَ

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 87

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve zennûni iz zehebe mugâdıben fe zanne en len nakdire aleyhi
fe nâdâ fiz zulumâti en lâ ilâhe illâ ente subhâneke innî kuntu minez
zâlimîn.

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 87

Meali:

Ve Yunus Dediğim olmuyor diye Gadablanip kizmiş ve gitmişdi ve
Karanliklarin icinden şöyle seslendi: " O ndan başka ilah olmayan Allah
Hakkı için, Muhakkak ki Ben, Zulüm ve Karanlığı, Kötülüğü Seçenlerden
oldum.

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 87

Allahümme Salli ala Muhammedül Vaadül Emin,
Allahümme salli ala Yunuse Vadehu bil Avdeti
Allahüüme salli Ala Mehdi Zamanül Emin vezzamanul Avdeh.

Yolculugumuza başliyoruz :

Gecen sene yazdik ki güneşimizin ziyasi azalmiş, güneşimiz iki
cihanin güneşi Muhammed Mustafa, güneşimizin ziya yaymasi icin alfa
hareketi yapardi, ve onun sünnetiydi diye anlattik. ve ikizler bebesi
dünyada azalmiş, eger böyle olursa güneşimiz söner gider, ve bu yüzden
ikizler bebesi yapin, ve ikizler bebesi icinde, her amelinizde
fiilinizde sözünüzde alfa dalgasi yayin dedik, ve sizlere alfa oturuşu
ve alfa hareketerinden örnekler vermişdik. ve sizleer ne güzel mehdi
askerlerisinizki alfa oturuşu ve herketleri o kadar yayildiki,
elhamdülillah bu sene kadar ziyasi kuvvetli ve sicak bir yaz olmadi ,
hepinize aferin, sizler ne güzel mehdi askerlerisiniz böyle, tamam artik
terki terk etme zamanidir, ve her evden en az bir şahis, artik alfa
hareketi ve oturuşu yapmayi terkediversin, yapmak sünnet ve sevap oldugu
kadar, teketmek de evla ve sünnet ve gerektiginde mucib olandir. artik
bu kadar sicak ve ziya herhalde yeterlidir artik, biraz biraz terkedelim
amma yine garerince kalcak kadar terkedin, tamamen terketmeyin. ve
artik sicaklar biraz biraz bizi terketsin serinlesin ortalik.

Tasavvufdaki Terki Terk Etmek Nedir : Terketmek
mesala Peygamberin abdestli gezme sünnetini aldin tuttun, ve artik o
hale geldinki, abdestsiz adim atmaz oldun, ve sonunda öyle bir noktaya
gelirsin ki, artik o terkettigin abdestsizce gezme olayina tekrar
dönmene, ve abdestsizce gezivermen, senin tekrar abdestli olmayi
terkedivermendir. önce abdestsizligi terketmişdik ve birinci terki
teketmişdik ikinci terk ise o terkettigin şeyi terkedivermendir.
sebebine gelince mesala mevsimler ilkbahar ile başlar ve ilkbaharda
bütün renkler yerini, hayat ve Hay ve diri olan Allahin sifati ile, yeni
bir can bulmak, ve haşrolmak toplanip bir bedene yol almak olan, yeşile
birakir. ve başka renkler terkedilir ve onlarin yerine yeşil tercih
edilir ve ilkbahar olur. sonra ilkbahar biterken bizlerin, yeşil bugday
yerine, sari ermiş bugday icin, yine yeşil erik yerine, ermiş erik, yine
ham karpuz yerine, ermiş karpuz icin, kirmizi sari ve turuncu rengi
tercih etmemiz lazimdirki, yaz olsun ve yaz mevsiminin rengi kirmizi ve
beyaz ve ateş sarisi ve saridir aydinlikdir yani bütün renkleri bariz
eden aydinlik tercih edilir. ve yaz bitince bu sefer, daha cok sari ve
sararma solma ve ölme, ve kahvrengi tonlari yani, camur rengi tercih
edilir, yani ölüp topraga karişma, hadisesi oldugundan toprak rengi,
yani camur rengi revacdadir, ve diger renkler rengini ölümün rengi
toprak rengine birakir kahverengi ve tonlarina, sonra sonbaharda
bitince, kış gelmesi icin, karanlik ve zulümet rengi siyah ve gri tonlar
tecih edilip, bütün renkler renklerini gece rengine birakir kendini, ve
sonbahardan kışa gidecek olanin tercihi, zulum ve karanlik olmalidir,
bunun bir nevi aciklamasini daha önceki sohbetlerde yapmişdik, mesala
kisa bir hatirlatma: dünyada kötüler yok edilip bitirilmez ve winter kış
icin gecenin koyu oldugu zaman, ve burclari winter kış burcu olanlara
zamani birakmak icin, işde karanlik ve gece yani kötülük bir nevi galip
gelmeye başlar, yaz demek ise iyiler, iman ve müminlerin galip olmasi
demekdir demişdik. ve yunus efendimiz vahdeti vücut seviyesine cikinca o
terkettigi bütün reklerden gecip zulumeti secmek zorunda birakilmiş, ve
hani insan dertlere ve cilelere, kötülerin cilesine ve zararina maruz
kalinca, bende bundan sonra zalim olcan anasina satan, "bu dünyada deveye dikken insana tiken geciyor" deyip
artik iyi olamanin fayda etmedigini görünce yazdan kişa gecildigini
görünce, bunlardan kurtulmak icin bir an sitem edip bende kötü olmk
istiyon denir ya, işde o sitem hali ile yunus efendimiz vaadinden avdet
edip, sözünden cayip "artik bende zulümeti secdim, bende kötü olcan" demiş.
amma yunus baligi zalim olamazki ne kadar sevecen bir balik, ne kadar
dost canlisi bir balik degilmi, ondan kim kötülük beklerki, yunusa kötü
ol deseler ancak belki sadece birazcik ciddi durabilir, yine gülümser
yine sevecendir, o kötü olamazkine, amma demiş Hz Yunus efendimiz
ninovalilara sitem edip bende zalim olcan deveye diken ... demiş yani.
yani ona terki terketmesi ögretilmiş bütün mesela sadece bu. yani sadece
iyiler iyi degildir bazende kötülük iyidir, yani gece hic olmasa hep
gündüz olsa, ne zaman yatip dinlencez, hep yaz olsa suyumuz nerden
gelcek, suyumuzun akip geldigi daglara kar nasil yagcak degilmi, bu
dünyanin carki nasil döncek degilmi yani. iyilerinde hayatinda bazen
kötü olabilmesini ögrenmesi lazim, dünya cok cetin. ve yine kötülerinde
hayatta iyilik nasil bir tatdir nasil bir zevkdir, iyilik yaptirilarak,
aynen hz süleymanin şeytanlari dalgic yapip, caliştirarak bir işe
yaramasini ögretmesi, bunun icin olup, kötülerede iyilik lokmasi
yedirmekdir yani, iyilligin nasil güzel bir lokma oldugunu onlara da
tatdirmakdir.

---oOo---

Halbuki Nakşibendi adabinda bu terki terk yalniş yorumlanmiş ve demişlerki

Der tarik-i Nakşibendî lâzım âmed çâr terk:

Terk-i dünya, terk-i ukbâ, terk-i hestî, terk-i terk

Terk-i dünya: Dünya menfaati için iş yapmamak, dinini dünyayı toplamakta, kazanç sağlamakta kullanmamak.

Terk-i ukbâ: Ahiret sevabı
hesabıyla da bir bezirgan zihniyetiyle hareket etmemek, cenneti ve
nimetlerini, ilahi cemali temaşa için terkedip Allah’ın rızasını,
hoşnutluğunu gaye edinmek.

Terk-i hesti: Kendi varlığını da terk edip Hak da fâni olmak.

Terk-i terk: Bu terklerin zihnine yerleşip de ben ne fedakar insanım diye bir duyguya kapılmamak, onun da unutmak.

---oOo---

Halbuki kapi kuran ve ve Hz yunus ve duasi olan o yukardaki resimdeki ayet varken

bunu böyle yorumlayip ve dervişlik dünyayi ahireti terkdip
izdivaya cekilmek diye yorumlayan nice şeyhin sanan ahmaklar birde
cukura girip sanki cukura girince ölümü anlayacak gibi, dünyayi terketme
ilhlasini kazanmak icin, cilehane dedikleri cukura girmeyi yeglemişler,
halbuki cukura girmek ile dünyadan gecilmez, daha cok dünyaya sarilmaya
sebeb olur. ölümün korkutuculugunu, topraga girmenin vehametini gören,
dünyadan vazgecebilirmi, ahmak şeyhler ahmak sofiler, sen ateşin
yaktgini farkdince ateşi sevip icine girmeyi mi istersin, yoksa ateşden
kacarmisin? bu ne ahmaklik, cocuga bile cıs dersin cıs dersin ateşi
anlatmak icinde, o anlamaz, en sonunda elini soba borusuna degdiripde
yakinca, ateş ne demek anlarda, bir daha soba borusuna varmaz, sen bu
kadarmi ahmaksin ki topragin icine gömülmenin ölmenin bu kadar
vehametini, cukura girip görünce, insan ölmü + sevebilirmi, ahmak
cocugun ateşden kacdigi gibi, nefsin ölümden kacmak ister durur o
zaman, ve hayatin zehir olur ondan sonra.

Hic bir peygamber cilehaneye girmemişken, sen yusufun girdigi
hapsi cilehanemi sanirsin, hayir o cilehane degil yusufun isminde iki
harf olan iki "UU"su, ve iki "u" daki iki kuyu, biri üstü örtülü kuyu,
zindan kuyusu, bir digeride alti örtülü kuyu yani atildigi gercek su
kuyusu, yani YUSUFDAKI iki U harfinin ondaki canlanmiş hali yani.

oysaki muhammed "nefsininizinde üzerinizde hakki var"
demişdir . kim diyor sana öyle çile haneye gir, dünyayi terket, yeme
icme riyazet yap diye, hangi peygamber yapmişda, sen böyle bir yalan
uydurdun, senin böyle yaparak elde ettigine peygamber ve islam ahlaki ve
kermet ve mucize degil, ancak istidrac denilir. yani zor ile mal
gaspetmek gibi insanin yapabildigi yetenekler belli, ahmet mehmet
yapamazken, sen nasil yapiyorsun bu keramet benzeri sihirli işleri, yani
bedeni zorlayarak yani mesala aslani teerbiyet ile sanki anlarmiş gibi
konuşturmak veya bir fiili yapmasini ögretmek, halbuku o yaptigin
terbiyet degil, onun yiyeceginin öyle verilmesi sebebiyle, onun onu
yapmaya zorlanmasindan başka şey degildir. ekmek et hatirina maymunluk
yapan aslan kaplan demek olur. yani buna kim ben aslani kaplani terbiyet
ettim derse, ben onun ta agzinin ortasina kocamanca .... emi, ahmak
insan, Aslanin tabiatinda konuşup Allah demek varmi, sen ben gibi yahut
bisiklet sürmek varmi, yahut senin hatirina sana gösteri yapmak varmi .
işde kiyametinde zamani ve saati olmasina ragmen, ahmak insanoglunun,
Allahi kiyamete zorlamak diye bir söylem geliştirmeside böyle birşey, ve
herkesin birbirne olan bagi ve netzi sebebiyle bir yeri yikmak ve
Allahi zorlamk tabiri ile, orayi yikan, başka bir yerde onun ziddi bir
güzellige sebeb olmakda, yine iyilik yapan biride onun ziddi olan
biryerlerde kötlük olmasina sebeb olmakda. halbuki dünyanin bir yeri
gündüzken, biryerinde karanlik ve gece galip ise, o zaman iyiligi
kovalamak, gecenin gelmesinemi sebeb olur, iylik kovalandikca
kacacakdir, gecede onu takip edecekdir, ve iyiligin kovalanmasi, ancak
mesela iyilik türkiyede ise, kovalaninca doguya gitse, arabistana varir,
ve gece ve kötülük ise onun yeri türkiyeye gelir, ordanda kovalansa, bu
sefer iyilik hindistana gider, eger doguya giderse, bu sefer kötülük ve
gece türkiyeyi birakip, onu takip edebilmek icin, arabistana gecmesi
lazimdir, yani gece gündüzü kovalar, yazda kışı, ve ne o ona galip
gelebilir, nede o ona. zaman geliri 21 Haziran olur, gündüz galip gelir,
ve ertesi gün ise yerini geceye birakmaya başlar, ve taa 21 Araliga
kadar gece yavaş yavaş galip gelir, 21 Aralik gelince, gece tamamen
galip geldim sannederken, ertesi gün artik yerini gündüz ve aydinliga
birakmaya başlar. yani kimse Allahi öyle kiyamete falan zorlayamaz.
Dünyayi durdursan bile, bir yani gece, bir yani yine gündüz olcakdir
"zoooone" cikiş yok burdan yani.

Allah hayir ile şerri zevc olak halketmişdir. terazinin iki
kefesi gibi, biri inince digeri cikar, digeri inince digeri cikar, vusta
yol onlari ortada tutabilmekdir. ortada durunca ilkbahar veya sonbahar
olur. hafif ağir taraf, veya hafif yeğni taraf olarak.onlarda sabit
degildir, ve yunusa kötü olmasi zulümu secmesi, terki terk etmesi
ögretillmişdir, ve görevi terkeden peygamber, sözünden cayan peygamber
olurmu, evet var, ve Allahin takdiridir bu da, vaadine avdet eden
peygamber, hz yunus. yani cok iyi olma biraz kötü olmasini da ögren
iyileri kandiran cok olur herkese herşeye evet dme hayir demesinide
ögren, veya ayet ile sabit "öyle cok cimride olma, veya cok eli acikda
olma" , diyor Rabbim, bir temsili misal olarak al bunu, bütün hayatina
ve fiillerine, amellerine ve emellerine uygula.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَلاَ تَجْعَلْ يَدَكَ مَغْلُولَةً إِلَى عُنُقِكَ وَلاَ تَبْسُطْهَا كُلَّ الْبَسْطِ فَتَقْعُدَ مَلُومًا مَّحْسُورًا

Sadakallahul Aziym isra Suresi 29

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lâ tec’al yedeke maglûleten ilâ unukıke ve lâ tebsuthâ kullel bastı fe tak’ude melûmen mahsûrâ

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 87


Meali:

Eli sıkı olma, büsbütün eli açık da olma. Sonra kınanır ve çaresiz kalırsın.

Sadakallahul Aziym Enbiya Suresi 87

Vusta yol azizim vusta yol.

Ben tam delikanlilik vaktimde tirpan bicmesini ölgrendim, o zamanlar imam hatip altinci sinif falandim.

ve birgün tirpan bicip gelirken beni görenler bana özenmiş ve
bir kadin dediki sen okuyorsun amir memur olacaksindir, netcende tirpan
biciyorsun dedi, bende Dedim "ögrenende karnimda dursun" dedim cok
hoşuna gitdi.

yani sizler ey mehdi cemeati!,

öyle cok uslu kuzu koyun olmayin, bazen dişlerini gösteren bir
kurt olmasinida ögrenin, biraz kötü olmasinida ögrenin, ve karninizda
cebinizde dursun o ögrendiginiz. kötü olmayin amma, size bir kötülük
yapmak isteyen olursa, cikarin cebinizden karninizdan o kurt halinizi ve
kendinizi savunun, o zaman size kötü olmak nede yakişir, kendini,
islami, iyiligi ve mehdiyi savunmak icin kötülerden oluvermek.


VE ARTIK ZiYAYI TERKEDiP yavaş kötü ve karanlik olma zamani ve bu vakitler
dedik önce sünnetler kacmaya başlar amma bu sünnet namazdaki sünnet ammda yapatig iz başka bir sünnet, sonra bir vakit farz kacar, sonra iki vakit, derken birde bakmişsin birkac günlük farz namaz kacmiş, ve taaaki bu eksi -31 olunca, yani 31 tane namaz kacinca, sonbahar girdi demekdir, amma kacdi diye öyle birakamayip, ardina kaza etmek lazimdir.


Raşidi Tarikatının Zikir ve Evradi Varmidir Nerden Temin Edebiliriz

RAŞiD'iN ZiKiR EVRADI V-PRO13.911  Yayinda  Forumuzda zikir bölümünde ve kitaplar bölümünde.

Mevsim Tesbihi çekme makamına çıkarılmış sofilere o makam manen ilham yoluyla bildirilir ve günlük zikrini baştan 17 ve 18 e kadar yani Es elüke Duasına kadar 17.18 dahil okuduktan hemen sonra
Yağmur veya kar yağması için:
Ağzının genişliği, Dibinin Derinliğinden, Geniş Olan Bir Tasdan, Yazları , ilkbaharları ve sonbaharları saf berrak soğuk 3 yudum su içer, Sonbahar ve Kışları süt içer, Herzaman hergün değil, sadece ona içmesi için ilham geldiği günler içer, Tasın ağzında herzaman 1Parmak boşluk bırakılır. Su içerken 4/4 saf sade menba suyu kat, Süt içerken 3/4 Süt 1/4 Soğuk Saf Su ve yeterince Şeker, ve 1 mini damla mis Kat öyle iç.
Güneş doğması için: ilham geldiği günler zikrin tamami okunup bitirilesiye ve zikir bittikden 45 dakika sonrasına kadar mecbur olmadıkca su, süt, cay,… benzeri içecek içilmez, ve zikrin harareti ile icimizdeki kainatin ısınması ve güneşimizin doğması sağlanır.
Tas: küçük komposto, sütlaç tası veya ayetel kürsi yazılı zemzem tası.
Su veya Süt : Vücut sıcaklığından soğuk olacak.

ZiKiR TESBiHi RESiMLERi MODELLERi

YENi TESBiH MODELiMiZ BU ŞEKiLDE
  




Yaz mevsimi icin Bordo kirmizi ve beyaz ayracli, veya koyu kirmizi ve beyaz va sari sarikli tesbih
Sonbahar icin koyu sari turuncu veya kahvrenegi üzre beyaz ayracli ve beyaz sarikli.
İlkbahar icin yeşil beyaz ve kirmizi sarikli tesbih.
Kış için siyah üzre Bordo kirmizi ayracli ve yeşil sarikli.
Zemheri icin beyaz üzre türkis ayracli veya caribic mavi ve caribic mavi sarikli.
Yagmur icin saydam üzre kirmizi ayracli koyu mavi sarikli.
 

9. SINIF SOFiLER


Allah Zikiri günde bir defa olmak üzere, 6666 defa Allah zikredilir.
Burasi Güneş Makamidir. izinsiz cekmeyiniz. Günde sadece “hizbul kasr” ve “6666” Allah zikiri cekilir.

10 ve 11. SINIF SOFiLER
Mevsim tesbihi talim edilir ve muhtarlar başkanlar kaymakamlar valiler tayin edilir. (bunlar manevileri) sonra “onlarin hatrina güneş dogar yagmur yagar kar yagar” hadisine devam edilip mutmain oluncaya kadar talim edilir. ve deneme yaptirtilir.
Bu sofiler manen ilham yoluyla bilirler bu makamda olduklarini.

13. SINIF SOFiLER

Her bölgede bir tane güneş makamina birisi tayin edilir ve onlara güneş nasil dogar yagmur nasil yagar mikail iliminin birinci bölümü talim ettirilir. Ve birer tanede yardimci tayin edilirki, o hasta olunca digeri görevi devam ettirsin.

15.SINIF SOFiLER
Zamanin hakimi olmak ögretilir, ve zaman nasil geriye alinir, ve nasil ileriye alinir ögretilir.


[b]16.SINIF SOFiLER

Muhammed dediki  "iki günü birbirine eş olan zarardadir."

şeytan ve deccal aleyhillane hic boş durmuyorlar, hergün bize karşi yeni bir silah üretiyorla, ve bizimde onlarla savaşacak yeni silahlara ihtiyacimiz var, allah bize, o gün hangi silahi ikram ederse, onu alip zikir corbamiza katmak zorundayiz, yoksa onlarla savaşamayip yenik düşeriz.
ve yine bize varid olduki yine,  yeni bir silah kuşanmamiz lazim, cünkü dedikya kafir deccal frekans ile oynuyor, ve bizim yazdigimiz bu dualarinda  kehrwertini aliyor, ve mesala duamaizin başinda, "onlar namazlarini muhafaza ederler" diye zikrediyozki, biz de o ayette gecen o nlar zümresini kaitilipda nerde olursak olalim namazimizi kilip kacirmayalim istiyoruz, ve kafir ise, ben bunu zikredip cekdikce, o da onu ters ceviriyor ve oluyormu sana "onlar namzlarini kacirirlar" ve o zaman bir de bakmişin öglen namazi calinmiş, ucmuş bilme ertesi gün sabah gitmiş, veya hakeza hakeza, siz anlyin artik, yine biz "ya halim ya selim" cekiyoz yani sakin olabilmek icin, ve o da onu ceviriyor ve bize bir hiddet geliyor, ve yanardag gibi yeri gögü püskürüyoz, yani zor azizim, bu kafirlerle mücadele zor, silah lazim, ve yine varid olan silah ise, tam olarak bende henüz kullanmasini tam bilmiyon amma, o şu ki :

Peygamber Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselam bir gece Rabbine şöyle dua etmiştir:

"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim. Sana gereği gibi hamd etmekten âcizim. Sen Kendini sena ettiğin gibi yücesin."

"Allahım, şayet ismimi saîdler defterine yazdıysan, orada sabit kıl. Şayet ismimi şakiler defterine yazdıysan oradan sil. Çünkü Sen buyurdun ki, 'Allah dilediğini siler yok eder, dilediğini de sabit bırakır, Levh-i Mahfuz Onun katındadır."

(Hadis-i Şerif )


يَمْحُو اللّهُ مَا يَشَاء وَيُثْبِتُ وَعِندَهُ أُمُّ الْكِتَابِ

Yemhûllâhu mâ yeşâu ve yusbit(yusbitu), ve indehu ummul kitâb.

Meali :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allah, dilediği şeyi siler, yok eder (mahveder) ve (dilediği şeyi) sabit kılar ve ümmülkitap (ana kitap), O'nun indindedir (nezdindedir).

(Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 39. ayet )

ve saliklarimiz yol tarikatimiza tabi olan, yol arkadaşlarimiz, bizim  yolumuzda, şu an durdugumuz yer olan yere gelince, belalar musibetler etraflarını sarınca, ve atıkları her ok kendinizi vurar olunca, ve hatta elinde tuttugun senin olan bir bicak bile seni kesmeye yeltenince, anlaki buraya ayak bastin, ve Allah bize burada bu silahi gönderdi  ki henüz bende tam manasi ila kullanmiyorum, amma kullanim talimatnamesi şu olaki, biz o duanin sadece
"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim."
kismini tekar edecegiz, amma allahu alem  tam sayisina ulaşmadim henüz, ne zaman bu kalkan işe yarar denemem lazim, ve 41 defada karar kilmak istiyorum amma,
henüz belli degil.
işde bu ayeti okurken öyle tefkkür edesin ki  ey salik, ey yolcu:
Allahdan gayri bir mevcudat yokdur öyle olunca o sana hişimlanan bicak da allah var ancak o bicak bir sükastci şeytan veya cin veya deccal askerinin eline gecmiş (amma gercekden leinde amma frekansi elinde) ve onunla sana karşi savaşiyorlar,  ve sen o bicagi, o esir edilmiş halden kurtarip senin safina gecmesi icin de ki işde :
Ey yüce Rab "Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." ve şu an sen bana hişimlanan bir bicak oldun, cünkü kainatta sendan başka bir mevcudat yok ise, öyleyse o senin hişimlanan bicak oldugun halindende, senden, sana yüce rabbe siginirim, senin o bicagin veya frekansin esir edilmemiş ele gecmemiş, ve  galip olan Allah haline iltica edip siginirim diye tefekkür et. ve bu yukardaki duayi günde 41 defa okuamaya devam et.  dedimya sayida degişiklik olabilir henüz tam testden gecmedi daha.
 
Dua bu, ve bu dereceye erenler icin 16.SINIF SOFiLER icindir

"Allahım, azabından affına, gadzabından mağfiretine sığınırım, Senden yine Sana iltica ederim." (41 defa Haricen okuncak)


17.SINIF SOFiLER
Deprem ögeretilirki ve Mikail aleyhisselamin ikinci kisim görevleri talim edilir ve deprem nasil olur nasil yapilir ögretilir.

19.SINIF SOFiLERE
Hizir makami ögretilip talim ettirilir ve tarikatin pirini, olay vuku bulunca aramasi talim edilir. Bizatihi onunla (tarikatin piiri ile) kelam etmesi lazim geldigi ögeretilir ve kimler o göreve (HIZIRLIK makamina )secildi liste tutulur.

21.SINIF SOFiLER
Kiyamet talim ettirilir ve oraya cikan kimseye kilit ve mühür vurulur.



23.SINIF SOFiLER

Mevsimleri Ayarlama görevi talim edilir, ve bu kainatin öyle otamatik pilotta calişmadigi, bizatihi yaşatarak ögretilir, ve bu görevi hak eden tek bir kimseye bu SIR verilir. (veliaht halife)
24.SINIF SOFiLER
Güneşin Çırasının tutuşturulmasi ögretilir.
27. SINIF SOFiLER
Kader bahsi ve SIRAT köprüsü Talim edilir, ve telepati telefonunu kullanmasi talim ettirilir.
28. SINIF
MEVLUD SIRRI talim ettirilir.

„inteha Zikri Raşidi Evradı”
Bina Eden
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 29 Ağustos 2016 Pazartesi
Original Kar©glan



---oOo---
-----------------
ETiKETLER :

1trk.net, afyonlu, ahirzaman, ahirzaman dualari, ahirzaman zikirleri, araboglu leblebi, basagacli, Allah,Peygamber,islam,islamic,dini,islamisches,gebet,karoglan gebet,Muhammed,Hz muhammed,S.A.V,aleyhisselam,mehdi aleyhisselam,kiyamet,Başağaçlı Raşit Tunca, bedava indir, ÇIKDI, Dua, dualar, E-kitap, efsane1turk.net, elibol, elibollar, En Güzel, en güzel Dualar, forceturk.de, hadislerdeki dualar, hakkalyakin.com, Hemen indir, hizbül kasr, hizbül kebir, hizbül S-kasr, Hızır,  karoglan hoca, karoglan.com, karoglan.org, kurandaki dualar, mehdi, mehdiyil müntezar, mevsim tesbihi, mevsim zikri, raşid, Rasid Tunca, RAŞiD'iN, rasidi tarikati, rasit, rasit tunca, rasittunca.com, rasittunca.net, rasittunca.org, Sandıklı, sandikli hüdayi kaplicalari, Sandıklılı, tunca,
RAŞiD'iN ZiKiR EVRADI,V-PRO13.911,SAYISI : V120620191807, ZiKiR EVRADI, zikir terkibi, Zikri Rasidi,Okumak icin - Text Halinde,Raşit Tunca,Kar©glan,Başağaçlı Raşit Tunca,

Raşidi Tarikatının Kurucusu Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hoca Kimdir - Biyografisi


Başağaçlı Raşit Tunca - Karoglan Hoca Kimdir? Biyografisi
isim : Raşit Tunca
Göbek ismi : Selim
Soy Lakabı : Haceliler
Nickname : Karoglan veya Kar©glan ve imageman
Baba ismi : Mustafa
Anne ismi : Rabia
Dogum : 1970 Başağaç
Eğitim:
ilkokul : 1976 -1981 Başağaç
Ortaokul Lise : 1981 -1988 Sandıklı İmam Hatip Lisesi
13.06.1988 de 8.25 Diploma notu iyi derece ile Mezun oldu.
Yüksek Okul Üniversite : 1988 -1989 AÜHF - AYO
1989 da üniversiteyi 2. dönem sonunda yarım bırakıp terketti, ve 1989 yazında Avusturya ya Seyahati.
Mesleki Eğitim : Elektrik Teknisyenliği EBT ve EIT Sigmundsherberg Austria
Lehrabschlussprüfung : Elektrobetriebstechniker 25.01.2006 mit bestanden - Landesberufsschule Wiener Neustadt
Lehrabschlussprüfung : Elektroinstallationstechniker 24.06.2006 mit bestanden - Landesberufsschule Stockerau f Elektrotechnik

Öksüz:
1988 de Babasının vefatı

Ankara:

Yüksek Okul Eğitimi için Ankaraya gitdi. ilk defa bir akrabasının yanında Keçiören gazino durağı ile şose durağı arasında bir apartmen de ~ 3 - 4 hafta kaldı.
Sonra paralı özel yurt 'RESA' yurdunda Ulusda kaldı.
Daha Sonra Balgat taki Devlet Paralı Yurdunda kaldı.


Aile:

1990 senesi sonunda Evlendi.
2 Tane Çocuğu var biri Oğlan biriside Kız.

HAC ve UMRE :
1997 de Hac ve Umre ziyaretini Annesiyle birlikte Yaptı.

Dini ve Tasavvufi Hayat:
1991 senesinde Tarikatı Burhamiye ye intisab etti.
1992 de Nakşebend Tarikatına intisab etti.
~ 2003 -2004 arasinda Dusukiye Tarikatına intisab etti.
Halen Tasavvuf Yolunda Raşidi Tarikatının Kurucusu olrak "Only" Devam ediyor.

Avusturya:
1989 da Avusturya Taş ocağında işci oldu (Wiener Baustof Werke).
Daha Sonra Firmasi iki defa el degiştirdi Poschacher Natursteinwerk oldu.
daha sonra Taş ocağından Çıkışını aldı.
Iki defa, yaklaşık altışar ay Büyük Kasap " Gresinger"de çalıştı.
Mesleki Eğitim yaptı ( Ausbildung Elektrobetriebstechniker) mezun oldu ve sonrada "Installationstechniker" sınavına girdi ve kazandı mezun oldu.
Liesing Firmalarda Elektrik Teknisyeni olarak çalışdı.

Raşidi Tarikatında Estağfirullah Zikrindeki Dualite Yöntemi

Raşidi Tarikatında Estağfirullah Zikrindeki Dualite Yöntemi

Tesbihimizin sağı ve solu vardır demiştik, resimde görüldüğü gibi tesbihimizdeki dual yani iki renk boncukların olduğu yer tesbihimizin ve zikirimizdeki wechsel frekans, yani wechselstrom, yani dalgalı frekans ve elektrik, yani alternatif akım oluşturduğumuz yer orası yani bir atom reaktöründeki atom cekirdeğinin olduğu yer gibi işte "kern" yani tesbihimizin kalbi veya çekirdeği.

ve Raşidi Tarikatı Zikir Evradımızın „Estağfirullah“ Zikri bölümüne gelindiğinde

„Estağfirullah“ (100 Defa) TESBiHDEKi ZiKiR YÖNÜ : SOLDAN SAĞA
100 estagfirullah zikrinde Abaküs tesbihde soldan saga çekipde en son sağdaki onlu iki renkli kadrana gelince, yine soldan sağa çekilir, ve o son onluya gelince, siyah boncukda "gizli günahıma tövbe ya rabbi" diye tövbe istiğfar edilir, beyaz boncuğa geçincede "aşikara ve açık işledigim günahıma tövbe ederim ya rabbi." diye istiğfar edilir.  ve onlu tamam edilince, tekrar o dual yani, iki renk boncukların gerisine dönüp, bir on tanede, beyaz boncuklardaa"bilerek işlediğim günahıma tövbe" diğerlerinde de siyah boncuklarda  da "bilmeden işlediğim günahıma tövbe." ederim ya rabbi diye istiğfar edilir..5 birinden 5 de birinden yine on defaya tamamlanır, ve tekrar o dual yani iki renk boncukların gerisine dönüp, yine imameye doğru, Beyaz boncuklarda "tövbesini ettiğim günahlarıma estağfirullah" siyah boncuklarda da "tövbesini etmeyi unuttuğum günahlarıma estağfirullah"  diye istiğfar edilir..5 birinden 5 de birinden yine on defaya tamamlanır

ve kuranda ayet vardır, ey iman edenler, bir daha iman edin, yada yeniden iman edin diye, işte bizde bu ayete kıyas ile tövbesini ettiğimiz günahlarımızada tekrardan estağfirullah diye istiğfar ederiz.

ve tekrar o dual yani iki renk boncukların gerisine dönüp yine imameye doğru bu sefer "yaptığım günahlarıma estağfirullah" diye, siyah boncuklarda da "yapacağım günahlarıma estağfirullah" diye istiğfar edilir..5 birinden 5 de birinden yine on defaya tamamlanır.

Burda hiç işlenmemiş günahların tövbesi önceden olurmu diyenler olacakdır, fakat elsebeb : olurda olur, unutur yanılırda, bir günah işlerizde, daha o günaha tövbe bile edemeden, Allah muhafaza, bir kaza ve bela sonucu, müntesiplerimizden biri vefat erderse, günahkarlar Listesine yazılmasın diye, ve o günahlardan gayemizin, ne Allah a ve dinine ve  ne de peygamberlerine isyan olmadığını, buradan ibraz edip, o hatalarımızın tövbesini de peşinen yaparız ki, Müntesiplerimizden hiç kimse günahkar olarak vefat etmesin diye.


Ve bu dualiteyi sizde çoğaltabilirsiniz, sadece tövbe zikirindeki, sizin aklınıza gelen başkaları da varsa, onlarıda aynı yöntem ile, fazla uzatmadan, dual şekilde ekleyip zikredebilirsiniz.


Karoglan Hoca

Raşidi Tarikatı Kurucusu
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 29.04.2019 Pazartesi

Original Kar©glan

Raşidi Tarikatında Eksiklerimi Tamamla Duasının Sebebi Hikmeti

Raşidi Tarikatında Eksiklerimi Tamamla Duasının Sebebi Hikmeti

Zikir evradımızın Alfabe Duası bölümünde deriz ki :

"hatalarımı yanlışlarımı düzelt, gerekli olan eksiklerimi tamamla, yanlış olan fazlalarımı da gider"

burada öyle dua edinizki "gerekli olan eksiklerimi tamamla" dediğimizde, hem altadığımız veya unuttuğumuz eksik olan yerleri hemde dua ediyoruz ki : başlangıçtan kıyametin sabahına kadar, bu tarikata intisab eden herkes, zikrimizin, başlangıç, yani giriş duasını okuduktan sonra, 1 defa euzu besmelesini de okuyan herkes, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile, devamını zikredip okuyamazsa,  Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile zikrin devamını tamamla, yani eksik kalan kısımlarını tamamla , yine silsileye hediye edilen fatiha ve kulhulerden de, baştan 3 tanesine okuyanın, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile o gün devamını okuyamazsa,Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile devamını ve eksik olanlarını tamamla diye dua edilir. bu sayede, imkanlar ve, değişik sebeler yüzünden, Zikri yarım kalmış zakirlerimizin zikri, o gün ve ertesi gün için Allah ve meleklerince Tamamlanmış olur inşallah.
Rabbim Müntesiblerimizi bu faideden de nasiplendirsin inşallah.
Amma tenbelliğe kaçıpta hergün hergün böyle yapmayın, sadece bu hali yaşayanlara mahsus, Tarikatımızın, o dua sebebi ile, bir berket ve faidesidir inşallah.

Karoglan Hoca
Raşidi Tarikatı Kurucusu
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 29.04.2019 Pazartesi

Original Kar©glan

Gece vaktinin en hayırlı saati seher vakti midir? Seher Vakti tam olarak ne zamandır?

Gece vaktinin en hayırlı saati seher vakti midir? Bu vakit Seher Vakti tam olarak ne zamandır?

Seher vakti tam olarak ne zamandır?

Seher vakti, fecri kazip (yalancı fecir) dediğimiz gökyüzünde bir kızıllık hasıl olur. Bundan sonra bir beyazlık olur ki, buna fecr-i sadık denir. Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar. İşte seher denilen vakit, Bu fecr- i sadık yani doğru fecir zamanında sabah namazı vakti başlar, bu doğru fecir zamanından öyleki ortalığın aydınlandığı, fakat güneşin henüz daha doğmadığı, zaman aralığına kadar "Seher Vakti" denilir.


Bu husuda kuranda yine

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الْمُتَّقِينَ فِي جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ آخِذِينَ مَا آتَاهُمْ رَبُّهُمْ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُحْسِنِينَ كَانُوا قَلِيلًا مِّنَ اللَّيْلِ مَا يَهْجَعُونَ وَبِالْأَسْحَارِ هُمْ يَسْتَغْفِرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

innel muttakîne fî cennâtin ve uyûnin. Âhizîne mâ âtâhum rabbuhum, innehum kânû kable zâlike muhsinîn. Ve bil eshârihum yestağfirûn

Meali :

Muhakkak ki takva sahipleri, cennetlerde ve pınarlardadır. Rab’lerinin onlara verdiği şeyi alanlar; muhakkak ki onlar, bundan önce muhsin olanlardır. şüphe yok ki onlar, bundan önce, iyilik ederlerdi(muhsinler denen kimselerdi). Kânû kalîlen minel leyli mâ yehceûn, öyleki onlar Gecelerin az bir kısmında uyurlardı. Ve onlar, seher vakitlerinde Tövbe edip mağfiret
dilerler bağışlanma dilerlerdi.

(ZARİYAT Suresi 15. 16. 17. 18. ayetler)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder."

(Tirmizî, Namaz, 326)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."

( Hadis-i Şerif )

Bu seher vaktinin önemi yüzünden biz Raşidi Tariqatı Zikir Evradımızın

Version No : PRO14
SAYISI : V180120192154
SINIFI :  BÜTÜN SINIFLAR


14. Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr.Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.


Eger zikrimizi sabah namazindan sonra cekiyorsak ve vakit seher vaktine ayarlanir ve bu zikiri cekdigimiz vakit, seher vakti ise hemen ardindan

"Estağfirullâh’ellezî lâ ilâhe illâ hû, el-Hayye’l-Kayyûme ve etûbü ileyh. "

(3 Defa)

ve sonrada

"Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh"

(71 Defa)

Bu zikirin normaldaki yeri

Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh."(71 Defa) Bu zikirin normaldaki yeri

29. ve 30. BAB dir  amma seher vaktinde 14.bab da okunur zikredilir.


amma eğer sabah namazindan sonra okundu ise zikirimiz, o zaman seher vakti olduğu için yukardaki yerde okunur,14.bab da okunur zikredilir. burada 29. ve 30. BAB da ikinci defa okunmasina gerek yok , amma zikirimiz mesala gündüzleri veya güneş doğduktan sonra okuncak ise 29. ve 30. BAB dir  yeri veya akşamları

ikindi ile akşam arası okuncak ise, bizim meridyende ikindi vakti, güneş batmaya yüz tutmuşken, diğer meridyende sabah olmak üzre, ve güneş doğmak üzeredir, ve bizdeki ikindi vakti, diğer meridyenin seher vaktidir, ve bizden önceki meridyenlerin ikindi vakti de, bizim seher vaktimizdir, öyle olunca ikindi va sabah hep biryerlerde seher vaktidir.

Estağfirullâh El Aziymu ve E Tübü ileyh."(71 Defa) Bu zikirin normaldaki yeri.

29. ve 30. BAB dir ama bu iki vakitte okununca sabah seher vakti veya ikindi vaktinde okununca  14.bab da okunur zikredilir.






ve ayrica 5 Vakit namazin hemen öncesinde ve sonrasında, sağ el, sol memenin altına getirilir, kalp hizasina, ve baş parmak ile, diğer parmaklarin boğumları tesbih edilerek, 12 defa "estağfirullah" denilir, ve 13. defa denirkende el yumruk yapılır öyle söylenir, ve gelmiş geçmiş günahlara tevbe edilip pişman olunur. Namaz sonarası  namazdaki kusurlara tövbe edilir.

yine her gece uyumadan evvel Yatağa girince, 3 defa

"Estagfirullahelazim ellezi la ilahe illa huv el-hayyel kayyume ve etubü ileyh" denilir.

Zikirimizdeki 14. Babdaki  âyette,

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ٱلَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَآ إِنَّنَآ ءَامَنَّا فَٱغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ ٱلنَّارِ  ٱلصَّٰبِرِينَ وَٱلصَّٰدِقِينَ وَٱلْقَٰنِتِينَ وَٱلْمُنفِقِينَ وَٱلْمُسْتَغْفِرِينَ بِٱلْأَسْحَارِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ellezîne yekûlune rabbenâ innenâ âmennâ fagfir lenâ zunûbenâ ve kınâ azâben nâr, Es sâbirîne ves sâdıkîne vel kânitîne vel munfikîne vel mustagfirîne bil eshâr.

Meali :

(Bunlar), “Rabbimiz, biz iman ettik. Bizim günahlarımızı bağışla. Bizi ateş azabından koru” diyenler, sabredenler, doğru olanlar, huzurunda gönülden boyun büküp divan duranlar, Allah yolunda harcayanlar ve seherlerde tövbe edip (Allah’tan) bağışlanma dileyenlerdir.

Sadakallahul Aziym Âli İmrân Suresi 16 ve 17. Ayet


    "Allah’ın rızası ve cennet nimetleri sabredenlerin, doğruluktan şaşmayanların, huzurda boyun bükenlerin, hayra harcayanların ve seher vakitlerinde istiğfar edip yalvaranlarındır."


Peygamber Efendimiz (asm), sahur  ve seher vakti hakkında şöyle bildirmiştir:

    "Allah Tebâreke ve Teâlâ, her gece, gecenin son üçte biri kalınca dünya semasına iner ve şöyle buyurur: Mülkün sahibi benim! Kim ki bana duâ ederse, ona cevap veririm. Kim ki benden isterse ona veririm. Kim ki bana istiğfar ederse onu bağışlarım. Tan yeri ağarıncaya kadar bu böylece devam eder."

(Tirmizî, Namaz, 326)

    "Sahur yapınız. Şüphesiz sahurda bereket vardır."

(Nesâî, Sıyâm, 18, 19; İbn Mace, Sıyâm, 22),

    "Oruç tutmak isteyen kimse, bir şeyle sahur yapsın."

(Ahmed b. Hanbel, III / 367)

gibi hadisler de sahur zamanının bereketine işaret etmektedir.

vaktin sonuna yaklaşılmış olan bu vakitte uyanmak ve bu vakitte teheccüt namazı kılmak, ardından da gecenin son namazı olarak vitir namazı kılmak sünnettir. Peygamber Efendimiz gecenin üçte ikisi geçtiğinde kalkar, teheccüd namazı kılar, ve ardından son olarak vitir namazı kılarlardı.

    Cüneyd-i Bağdadi'yi vefatından sonra rüyasında gören bir hürmetkârı sorar:

    "Üstad der, senin birçok iyiliğin ve faziletin vardı. Kim bilir Rabbim hangisine ne türlü sevaplar lütfeylemiştir."

    Şöyle cevap verir büyük veli:

    "Hepsi bir yana seherde kıldığım iki rekat namaz bir yana!"

Peygamber Efendimiz de  buyurur ki:

    "Fecir vaktinde iki rekat dünya ve içindekinden hayırlıdır."

Seher vakti böyle mübarek bir vakittir. İçindeki ibadetleri bile kat kat yücelten o vakitte, hele birde tövbe edenler, kuranda övülen kimseler olarak karşımıza çıkmaktalar, böyle özellik ve güzelliğe sahip bir zaman parçası.


-------
KAYNAKLAR :
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 20 Nisan 2019 Cumartesi

Original Kar © glan

Zikir Nedir? Vird Nedir? Evrad Nedir? Örnekleri ile Kısa Anlatım

Zikir Nedir? Vird Nedir? Evrad Nedir? Örnekleri ile Kısa Anlatım

Zikir Nedir : Sözlük  manası ile, anmak, hatırlamak, unutmamak, ve çokca tekrar etmek, ve unutmamak için çokca tekrar etmek manalarını taşır.

Raşidi Tarikatına Göre Zikir Nedir : Zikir bir frekans aralığıdır, ve esas mana ile, sadece bir kelimenin çookca tekrarına verilen isimdir ki, mesela o kelime "Allah", "Rahman", "Kerim" gibi bir isimin veyahutta "Ya Kerim" ve "Ya Rahman" gibi bir niyazın ve çağırmanın, çookca tekrarı, veyahutta iki kelimeli "Elhamdülillah", Sübhanallah" gibi anlam ifade eden iki kelimenin çookca tekrarına verilen isimdir ki, bu sayede insan beyni kainata, belli bir frekansı devamlı olarakdan yayıp gönderir. ve uzak bir yere gönderilmek istenlen bir zikirin adedi, daha yüksek ve çok olmalıdır, ve kesik kesik olmamalıdır, aynı frenaks aralığının çokca tekrarı olmalıdır. Mesela Allah zikirinin ebced değeri 66 olduğu gibi, bu kalp frekansı denilen "1 Hertz" inde değeri 66 dır. Kalbin bir defa Allah demesindeki yaydığı frekans demekdir. Diğer zikirlerinde buna benzer "hertz" cinsinden bir frekans değeri vardır.

Raşidi Tarikatına Göre Vird Nedir : Vird anlamlı bir cümlenin, belli zaman aralıklarında, devamlı tekrarına verilen isimdir ki : Mesela sübhanalllah bir zikir idi, ve elhamdülillah bir zikir, ve Allahuekber de yine bir zikir, ve bunların anlamlı bir cümlede kullanilmiş hali ile "Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber, Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm."  şeklinde günün belli vakitlerinde,  her gün, veya buna yakın, iki günde bir gibi, sabah ve akşam gibi, beli vakitlerde, devamlı takrarına verilen isimdir ki, bu sayede belli bir melek grubunun yaydığı frekans aralığına girilmiş olur, ve bir nevi onlardan olunmuş olur. Mesela çok sesli sanat müziği icra edilirken, saz, cümbüş, keman, zil,... hepsi aynı notayı, farklı sesler ile zikrederler, ve toplamı, bir eser, bir şarkıyı oluşturur, işte insanların, bitkilerin, hayvanların ve maddelerinde, aynı virdi tekrar etmeleri, kainata yaymalarıda, böyle bir uhrevi şarkının, mesela rabbimize doğru söylenilmesi gibidir. ve eğer bunun içinde  bir ddilek ve bir istek var ise, rabbimizde o isteğimize cevap verir. Allah,Allah dedin de, mesela ahmet ahmet dedinde, ahmet buyur ne istiyorsun deyince, diyecek sözün yoksa, ahmet kızar,  ne meşgul ediyon beni demez mi? ve zikir eden, Allah rahman,...  diyen kimse, ardına isteği, muradı neyse onu istemelidir, ahmetten bir isteği olan onu cağırır, ve o duyasıya kadar cağırır degil mi? isteğin yoksa, dalgamı geçiyorsun sen onu çağırarakdan.

Raşidi Tarikatına Göre Evrad Nedir : Zikir anlamlı bir veya iki kelime idi, vird anlamlı bir cümle, ve evrad ise, çookca virdden oluşan bir şarkı gibidir. "Raşidi Zikir Evradı" gibi. yani çookca anlamlı cümleden oluşan, ilahi bir şarkının, ve ya bir isteğin, rabbimize iletilmesi, veya onun görevli meleklerine ilga edilmesi ki o istegin O na ulaştırılması için, hergün devamlı, ve belli vakit ,aralıklarında tekrar edilmesidir.  Faidesi ise, mesela senin bir mahkemelik davan var, ve mahkemeye dava açarken, olan biteni kısa cümleler halinde, anlamlı ve makul bir şekilde izah etmek için, bir dilekçe, yani cümleler toplamı yazman icab eder. ve işte evrad da Allahin esmaları, veya kuran ayetleri, veya belli dua terkibilerinin, veya salavatlar gibi bazı özel zikirlerin toplamı ile, ya bir isteği, yahut belli bir getirisi olan, peygamberin söylediği, şunu zikrederseniz, cennette şu dereceya ulaşırsınız dedıği, bazı zikir ve virdlerin, veya isteklerin toplamindan  oluşan, bir dilekçenin, veya manzum bir şarkının, gorevli meleklere duyurulması, onların sayesinde rabbimize iltetiılmesidir. Allahın bunun için melekleremi ihtiyacı var derseniz, önce sizin melek ne demek onu algılamanız lazım, burada melek görevini frekans denilen bir dalga boyutunun uzaklara taşıması manasını ele alınca, bir frekansın yayılaması için, belli dalga boyutuna ihtiyaç varmı yokmu, ve Allah bunu bu yasaya bağlamış mı? o önemli, yani Allah herşeyi belli yasalara ve meleklere tayin etmiş, sen ona melek değilde, sadece dalga olarakdan bakarsan, melek nedir anlamamış olursun.

ve bir nükte vardır:

Adam oğlunu Amerika ya okumaya gönderiyorum diye gönderir. O da gider, orada ingilizce ögrenip okuyacağına, aldığı parayı yer çarçur eder, ve bir gün izine geliyorum diye gelir, adam sorar, oğlum ingilizce ögrendin mi? öğrendim der. peki ingilizce ağac ne demek der? oğlan hemen uydurur:
"dan" demek der.
peki iki ağaç ne  demek der
" dan dan" der
peki orman ne demek der
"dandiri dandan dandiri dandan" der
yani işte zikirde anlamlı bir veya iki kelimenin tekrarı,
vird anlamlı bir cümlenin tekrarı, ve Evrad da işte dandiridandan olmuş oluyor.

Sibh veya Tesbih etmek : Bir zikiri belli bir sayıda tekrar etmek demekdir. Nitekim sübhanallah demek işte Allahin isimlerini bilerek ve belli sayıda tekrar ederim demekdir.
Ezkar: Zikredilen şey demekdir, mesela ezkarın ne deyince, Ben rahman zikiri çekiyon demek gibi.
Zakir : Zikreden kimseye verilen isimdir.
Tesbih : Zikirdeki belli sayıyı muhafaza edebilmek için hafızalı abaküsdür.
Misbah : Tesbihin, abaküsün cinsini belirtir, ağaçmı, naylonmu, cammı, taşmı elmasmı, zümrütmü, yakutmu gibi. Tesbihin renk ve cinsine göre zikir farklı enerji boyutu yayar.


Kaynak :
Raşit Tunca

Schrems, 1 Mart 2019 Cuma

Raşidi Tariqatında "Euzu Besmele" Zikrinin Sebebi ve Hikmetleri Nelerdir?

Raşidi Tariqatında "Euzu Besmele" Zikrinin Sebebi ve Hikmetleri Nelerdir?


"Allah âdın zikredelim evvelâ
Vâcib oldur cümle işde her kulâ
Allah âdın her kim ol evvel anâ
Her işi âsân ider Allah anâ
Allah âdı olsa her işin önü
Hergiz ebter olmaya ânın sonu
Her nefesde Allah âdın di müdâm
Allah âdıyle olur her iş tamâm
Bir kez Allah dese aşk ile lisân
Dökülür cümle günah misl-i hazân
İsm-i pâkin pâk olur zikr eyleyen
Her murâda erişür Allah diyen
Aşk ile gel imdi Allah diyelim
Dert ile göz yaş ile âh îdelim
Ola kim rahmet kıla ol pâdişah
Ol kerîm-ü ol rahîm-ü ol ilâh
Birdir ol, birliğine şek yokdürür"

(Mevlidi Şerif den Pasaj Müellifi Merhum Süleyman Çelebi)

Raşidi Tariqatında, "Euzu Besmele" Zikiri 10. Sinif sofilere kadar günde 100 defa zikredilir, 10. sinifdan sonra  zikirilerimizi ezberleyen sofiler, artik mevsim zikri cekmeye hak kazanan sofiler, günde 200 defa  "Euzu Besmele" Zikiri cekerleer, yani süleyman celebinin mevlidinde dedigi gibi, eger bir işe besmele ile başlanirsa, o işin sonu  asan ve hasen son bulur , güzel son bulur, eger besmel ile başlanmazsa, o işin  sonu kesik, yani ebter olur,
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

882- Hz. Enes (  R.A) anlatıyor:    "Resülullah (  aleyhissalâtu vesselâm) bir gün mescidde iken hafıf bir uyku kestirmesi yaptı, sonra gülerek başını kaldırdı.
Kendisine: 

"Ey Allah'ın Resülü, niçin gülüyorsunuz?" diye sorulunca: 

" Bana az önce şu süre nazil oldu" deyip besmele çekti, sonuna kadar Kevser süresini okudu: 

"Bismillahirrahmanirrahim, Ey Muhammed! Doğrusu sana pek çok nimet vermişizdir. Öyleyse Rabbin için namaz kıl, kurban kes. Doğrusu adı sanı ortadan kalkacak olan, sana kin tutan kimsedir" (  Kevser 1-3).

Resûlullah kıraatı tamamlayınca sordu:    "Kevser'in ne olduğunu biliyor musunuz?"

Biz:    "- Allah ve Resûlü bilir" dedik.

Resûlullah (  aleyhissalâtu vesselâm) açıkladı: 

"Bu bir nehirdir. Rabbim onu bana vâdetmiştir. O nehir üzerinde pek çok hayırlar var. Bu bir havuzdur da. Kıyamet günü ümmetim onun başında (  su içmek üzere) toplanacak. Bu havuzdaki maşrapalar gökteki yıldızlar kadar çoktur. Derken içlerinden bir kul çıkarılıp atılacak. Ben müdâhale edip:    "Ey Rabbim (  onu niye atıyorsun) o benim ümmetimdendir?" diyeceğim. Ancak Cenab-ı Hakk:    "Bunlar senden sonra ne bid'atler işlediler senin haberin yok" diyecek."
Buhârî, Tefsir, İnnâ a'taynake'l-kevser 1, Rikâk 53, Müslim, Salat 53, (  400); Tirmizî,Tefsir, Kevser

(  3357), Ebü Davud, Sünnet 26, (  4747, 4748  ); Nesâî, Salât 21, (  2,133,134).

o yüzden işde bzim tarikimize giren en acemi sofimiz dahi, günde 100 defa euzu besmele cekerki, bu demek olur ki, olurda olur insan bazi işlrinde besmele cekmeyi unutur, ve öyle olunca, yahutta adamda, kadinda,  bir işe başlarken besmele cekmek ahlak halini almamişdir, ve öyle olunca, bu cekdigimiz "euzu besmele" zikirlerimiz işde, besmlesini  o unuttugumuz, işlerin başina gelmesi  niyeti ile okunur. ve en zayif sofi, günde yüz işinde amelinde önce besmele cekmiş olur, ve 10. sinif sofiler ise, günde  en az 200 işinin başinda besmle cekmiş olur velhasil kelam, niyetenizi öyle tutarak, bu "Euzu Besmele" Zikirinize gayret gösteriniz.


Euzu ve Besmele Hakkındaki Ayetler


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

Kur’an okuduğun zaman o kovulmuş şeytandan Allah’a sığının. (NAHL Suresi 98. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَإِمَّا يَنزَغَنَّكَ مِنَ الشَّيْطَانِ نَزْغٌ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ إِنَّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Eğer şeytandan bir kışkırtma seni dürterse, sana bir dürtü gelirse, hemen Allah’a sığın. Muhakkak ki O; işitendir, bilendir. (A'RAF Suresi 200. ayet)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِنَّ الَّذِينَ اتَّقَواْ إِذَا مَسَّهُمْ طَائِفٌ مِّنَ الشَّيْطَانِ تَذَكَّرُواْ فَإِذَا هُم مُّبْصِرُونَ

Şüphe yok ki Allah’a karşı gelmekten sakınanlar, kendilerine şeytandan bir vesvese dokunduğu zaman iyice düşünürler (derhal Allah’ı hatırlarlar da) sonra hemen gözlerini açarlar.  (A'RAF Suresi 201. ayet)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقَالَ ارْكَبُوا فيهَا بِسْمِ اللّهِ مَجْريهَا وَمُرْسيهَا اِنَّ رَبّى لَغَفُورٌ رَحيمٌ
Hud / 41. (  Nuh) dedi ki:    "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir."

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اِنَّهُ مِنْ سُلَيْمنَ وَاِنَّهُ بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحيمِ
Neml / 30. "Mektup Süleyman'dandır, rahmân ve rahîm olan Allah'ın adıyla (  başlamakta) dır."

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَسَْلُونَكَ مَاذَا اُحِلَّ لَهُمْ قُلْ اُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ وَمَا عَلَّمْتُمْ مِنَ مُكَلِّبينَ تُعَلِّمُونَهُنَّ مِمَّا عَلَّمَكُمُ اللّهُ فَكُلُوا مِمَّا اَمْسَكْنَ عَلَيْكُمْ وَاذْكُرُوااسْمَ اللّهِ عَلَيْهِ وَاتَّقُوااللّهَ اِنَّ اللّهَ سَريعُ الْحِسَابِ
Maide / 4. Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki:    Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yeyin ve üzerine Allah'ın adını anın (  besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ اِنْ كُنْتُمْ بِايَاتِه مُؤْمِنينَ
وَمَا لَكُمْ اَلَّا تَاْكُلُوا مِمَّا ذُكِرَ اسْمُ اللّهِ عَلَيْهِ وَقَدْ فَصَّلَ لَكُمْ مَا حَرَّمَ عَلَيْكُمْ اِلَّا مَا اضْطُرِرْتُمْ اِلَيْهِ وَاِنَّ كَثيرًا لَيُضِلُّونَ بِاَهْوَائِهِمْ بِغَيْرِ عِلْمٍ اِنَّ رَبَّكَ هُوَ اَعْلَمُ بِالْمُعْتَدينَ
En’am / 118-119. Allah'ın âyetlerine inanıyorsanız, üzerine O'nun adı anılarak kesilenlerden yeyin. Üzerine Allah'ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu bir çokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir.


Besmele ile ilgili hadisler

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

1925 - İbnu Abbâs (  radıyallâhu anhümâ) demiştir ki:    "(  Hayvanı keserken) besmele çekmeyi bir kimse unutmuşsa bunun bir mahzuru yoktur. Ancak kasden terketmiş ise, kesilen yenilmez."
Rezin'in ilâvesidir.


1937 - Hz. Âişe (  radıyallâhu anhâ) anlatıyor:    "Resülullah (  aleyhissalâtü vesselâm)'a soruldu:    "Halk bize et getiriyor, kesilirken besmele çekilip çekilmediğini bilmiyoruz, ne yapalım?"
"Siz besmele çekin, yiyin!" cevabını verdi."
Buhâri, Sayd 21, Büyü 5, Tevhid 13; Muvatta, Zebâih 1, (  2, 488  ); Ebü Dâvud, Edâhi 19, (  2829); Nesâi, Dahâya 39, (  7, 237).


2225 - İbnu Abbas (  radıyallâhu anhüm ) anlatıyor:    "Resülullah (  âleyhissâlâtu vesselâm) buyurdular ki:    "Suyu deve gibi bir solukta içmeyin. İki-üç solukta (  dinlene dinlene) için. Su içerken besmele çekin. Bitirince de Allâh'a hamdedin." Tirmizî, Eşribe 13, (  1886).


2606 - Yine Nesâî'de Hz. Câbir (  radıyallâhu anh)'den gelen bir rivayette şöyle denmiştir:    "Teşehhüdü, Kur'an'dan bir sureyi öğrendiğimiz gibi öğrendik. Şöyle ki:    "Bismillah ve billah ettahiyyâtu.. "

2642 - Yine Ebü Hüreyre (  radıyallâhu anh) anlatıyor:    "Resülullah (  aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:    "Abdesti olmayanın namazı da yoktur. Üzerine besmele çekmeyenin abdesti yoktur."
Ebü Dâvud, Tahâret 48, (  101,102); İbnu Mâce, Tahâret 41, (  399); Tirmizî, Tahâret 20, 25.


3387 - Ebu'l-Müleyh, bir adamdan naklen demiştir ki:    "Ben Resûlullah aleyhissalatu vesselam'ın terkisinde idim. Hayvanın ayağı kaydı. Ben, "Kör şeytan!" demiş bulundum. Bana: 


"Böyle söyleme, zira böyle söylersen o büyür, hatta ev kadar olur ve "kendi gücümle onu yere attım!" der. Fakat sen:    "Bismillah! de, zira böyle söylersen o küçülür ve sinek kadar olur." Ebu Davud, Edeb 85, (  4982).

3842 - Hz. Aişe h(  r.a) anlatıyor:    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:    "Sizden kim bir şey yerse "Bismillah (  Allah'ın adıyla)" desin. Bidayette söylemeyi unutmuşsa, sonunda şöyle söylesin:    "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi (  başında da sonunda da Bismillah)."

3843 - Vahşi İbnu Harb an ebihi an ceddihi Vahşi İbnu Harb el-Habeşi anlatıyor:    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın Ashabı dediler ki:    "Ey Allah'ın Resûlü! biz yiyoruz, ancak bir türlü doymuyoruz (  ne yapalım)?" Bunun üzerine, Resûlullah:    "Ayrı ayrı yemekte olmayasınız?" diye sordu. "Evet" dediler. Resûlullah da:    "Öyleyse yemeğinizde toplanın (  bir sofra kurarak hep beraber yiyin), yemeğe Allah'ın ismini zikrederek (  Bismillahirrahmanirrahim diyerek) başlayın. Böyle yaparsanız yemeğiniz, hakkınızda mübarek kılınır." Ebu Davud, Et'ime 15, (  3764); İbnu Mace, Et'ime 17, (  3286).

3845 - Hz. Cabir (  r.a) anlatıyor. "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:    "Kişi evine döndüğü zaman içeri girerken ve yemek yerken Allah'ın adını zikrederse, şeytan (  avanelerine):    "Size burada gecelemek de yok akşam yemeği de yok!" der. Ama kişi, eve girerken Allah'ı zikreder fakat akşam yemeğini yerken zikretmezse, şeytan (  avenelerine):    "Akşam yemeğine kavuştunuz ama burada gecelemeniz mümkün değil!" der. Adam eve girerken ve yemeğe başlarken "Bismillah!" diyerek Allah'ı zikretmezse, şeytan (  avanelerine):    "Yemeğe de yetiştiniz, yatmaya da!" der."
Müslim, Eşribe 103, (  2018  ); Ebu Davud, Et'ime 16, (  3765).


3915 - İbnu Ömer (  r.a) anlatıyor:    "Tebük'te Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a hrıstiyanların yaptığı peynir (  kalıbı) getirilmişti. Bir bıçak istedi. Besmele çekip kesti ve yedi."
Ebu Davud, Et'ime 39, (  3819).


4002 - Osman İbnu Ebi'l-As (  r.a)anlatıyor:    "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'a müslüman olduğum günden beri bedenimde çekmekte olduğum bir ağrımı söyledim. Bana:    "Elini, vücudunda ağrıyan yerin üzerine koy ve şu duayı oku!" buyurdu. Dua şu idi:    Üç kere:    "Bismillah" tan sonra yedi kere, "Eûzü bi-izzetillahi ve kudretihi min şerri mâ ecidu ve uhâziru." "Bedenimde çekmekte olduğum şu hastalığın şerrinden Allah'ın izzet ve kudretine sığınıyorum" diyecektim.

Bunu birçok kereler yaptım. Allah Teâla hazretleri benden hastalığı giderdi. Bunu ehlime ve başkalarına söylemekten hiç geri kalmadım."
Müslim, Selam 67-(  2202); Muvatta, Ayn 9, (  2, 942); Ebu Davud, Tıbb 19, (  389); Tirmizi, Tıbb 29, (  2081).

6871 - Muhammed İbnu Abdirrahman İbni Ebi Bekr (  r.a) anhüm anlatıyor:    "Ben İbnu Abbas (  r.a) anhüma'nın yanında oturuyordum. Ona bir adam gelmişti. "Nereden geliyorsun?" diye sordu. Adam:    "Zemzemden!" dedi. İbnu Abbâs:    "Ondan gerektiği şekilde içtin mi?" diye sordu. Adam:    "Nasıl?" deyince açıkladı:    "Zemzem içerken kıbleye döneceksin. Besmele çekeceksin. Üç kere nefes alıp kana kana içeceksin. İçip bitirince aziz ve celil olan Allah'a hamdedeceksin. Zira Aleyhissalâtu vesselâm şöyle buyurdular:    "Münafıklarla bizim aramızdaki fark, onların zemzemi kana kana içmemeleridir."


6922 - Hz. Aişe (  r.a) anlatıyor:    "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm (  bir defasında) Ashabından altı kişiyle beraber yemek yiyordu. Bir bedevi gelerek (  hazır) yemeği iki lokmada ye(  yip bitir)di. Resulullah aleyhissalâtu vesselâm:    "Eğer bu (  müsafir) "Bismillah" deseydi, (  yemek) hepinize yeterdi. Öyleyse biriniz yemek yediği vakit "Bismillah" desin:    Yemeğin başında "Bismillah" demeyi unutacak olursa, (  hatırlayınca) "Bismillahi fi evvelihi ve âhirihi (  başında da sonunda da bismillah)" desin!" buyurdular."


7124 - Hz. Ebu Hureyre (  r.a)anlatıyor:    "Resülullah aleyhissalatu vesselam buyurdular ki:    "Kişi evinin -veya apartmanın- kapısından çıkınca, adama müekkel (  nezaretçi) iki meleği vardır. Adam:    "Bismillah" deyince onlar:    "Doğruya irşad edildin" derler. "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" deyince, melekler:    "Korundun" derler. Adam:    "Tevekkeltü alâllah" deyince onlar:    "İşin (  sana bedel) görüldü" derler.


(  Resülullah aleyhissalâtu vesselâm devamla) dedi ki:    "Sonra adamın iki karîni (  yani onu günaha sürüklemek isteyen insî ve cinnî iki şeytanı) onu karşılarlar. Melekler (  o şeytanlara):    "Hidayete erdirilen, işi (  Allah tarafından) görülen ve muhafaza altına alınan bir kimseden ne istiyorsunuz?" derler "

(  Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii>
(  Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani>
(  Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace>
(  Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi>
(  Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibus-salat>
(  Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat>
(  Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat>
(  Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni>
Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani>
(  Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni)
(  Yemeğe başlarken, Besmele çekin! Eğer unutursanız, hatırladığınız zaman “Bismillahi alâ evvelihi” deyiniz!) [Tirmizi>
Bismillahirrahmânirrahim ile başlamayan her iş bereketsizdir, devam etmez ve köksüzdür (  Müsned 2/259).


--------------
Hadisler

(Besmele ile başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) [Beyheki]

(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkan yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]

(Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allah Cehennemden çıkarır.) [Tergibussalat]

(Besmele ile yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allah’ta razı olur.) [Deylemi]


(Besmele ile işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii]

(Yemeğe Besmele ile başlayıp, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları af olur.) [Taberani]

(Besmele ile yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace]

(Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illa billahil aliyyil azim” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi]

(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergibussalat]

(Soyunurken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [İ. Ebiddünya]


(Helaya girerken çekilen Besmele, cinlere perde olur, avret yerlerini göremezler.) [T. Salat]


(Besmele yazılı bir kağıdı, yerden kaldıran Sıddıklardan yazılır.) [Tergibussalat]


(Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni]


(Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmele ile başla!) [Taberani]

(Su içerken Besmele çek, bitince de, Elhamdülillah de ve üç nefeste iç!) [İbni Sünni]

(Yemeğe başlarken, Allah’ın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, "Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi" desin!) [Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim]

Ayetler

"Mektup Süleyman'dandır, Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla (başlamakta) dır."
Neml / 30.


(Nuh) dedi ki: "Gemiye binin! Onun yüzüp gitmesi de, durması da Allah'ın adıyladır. Şüphesiz ki Rabbim çok bağışlayan, pek esirgeyendir."

Hud / 41.


“Kendileri için nelerin helâl kılındığını sana soruyorlar; de ki: Bütün iyi ve temiz şeyler size helâl kılınmıştır. Allah'ın size öğrettiğinden öğretip avcı hale getirdiğiniz hayvanların sizin için yakaladıklarından da yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın (besmele çekin). Allah'tan korkun. Allah'ın hesabı pek çabuktur.”

Maide / 4.


“Allah'ın âyetlerine inanıyorsanız, üzerine O'nun adı anılarak kesilenlerden yiyin. Üzerine Allah'ın adı anılıp kesilenden yememenize sebep ne? Oysa Allah, çaresiz yemek zorunda kaldığınız dışında, haram kıldığı şeyleri size açıklamıştır. Doğrusu birçokları bilgisizce kendi kötü arzularına uyarak saptırıyorlar. Muhakkak ki Rabbin haddi aşanları çok iyi bilir.”

En’am / 118-119.


BESMELE ÇEKEN KADIN (  ibretlik hikaye)

Bir kadın her söze ve işe başlarken besmele çekermiş. O kadının birde münafık kocası varmış. Besmele çekmesine çok kızarmış. Hanımını besmele ile ilgili bir işte mahcup etmeye karar vermiş. Bir gün hanımına içerisinde para bulunan bir kese verir. "Bunu sakla, sonra sende isterim" der. Hanımı keseyi besmeleyle bir yere koyup üzerini örter. Kocası hanımın haberi olmadan gidip keseyi alır ve kuyuya atar. Sonra gelip hanımından keseyi getirmesini ister. Kadın keseyi koyduğu yere gidip, besmele çeker Allahü Teala o anda Cebrail aleyhisselama, yeryüzüne inip keseyi kuyudan alıp yerine koymasını emreder. Cebrail aleyhisselam keseyi kuyudan alır suları akar bir vaziyette yerine koyar. Kadın keseyi almak için elini uzatınca keseyi ıslak bir halde bulunca "bu kese nasıl ıslandı" diye hayretler içinde kalır. Hiçbir şeyden habersizce kocasına götürüp verir.
Bu durum karşısında hayretler içinde kalan kocasıda hemen tevbe edip salih bir müslüman olur. Bundan sonra her ise başlarken, birşey yaparken besmele çekerek başlar.


Ve biz Raşidi Tarikati mensublari Günde en az 100 defa istiaze ile yani


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Zikiri ile 100 defa Allaha siginiriz, kimden o azili veseves  dürtükleyici  şeytan dan, istiaze bunun icin önemlidir, işde gece olunca, orada gündüz yokdur artik, yani gündüz oluncada, gece yokdur. Tabi gölgede ve işiksiz kalan kücük bölgeler olabilir, yine gecedede yildizlarin ve aylarin lambalarin aydinlattigi kadar aydinlik olabilir, amma gece gecedir, gündüzde gündüz, öyle olunca, sen Allahi  anip zikredip, Allahla olunca Allah dan gafil olmadikca, şeytan senin kulagina kalbine vesves verip, yanliş ve günah işletemez, sen ne zaman rahatladin ve Allahi unuttun, gafil oldun, o hemen yanina gelir, ve sana fisteklemeye başlar, eger sen bir şeyh yada salih kimseyi hatirlarsan, onlardaki hal sende de,  ayna neron sistemi ile, sende de, o Allahla olma  , allahi zikretme hali meydana gelir, ve onlar Allahla olduklari icin, sende Allah la olursun, onlari görünce allah hatra gelir bunun icin önemlidir, Allahi hatirlayinca, ve Alllahin oldugu yerde, şeytan barinmaz, melek varsa, yine şeytan yokdur, yok şeytan ve karanlik galipse, ordada melek durmaz, yani öyle olunca, işde ya şeyhin seni dürtükleyip yöneten şeytanindir, yada seni dogru yola ileten bir veli kul, yada peygamber, salih bir kimse, yada Allah dan gafil olmamandir, bu Allahdan gafil olmama raddesine ulaşmak cok zordur, pazarda gezerken dahi Allahla beraber olma sanati, cok büyük faziletli bir deger, amma ona ulaşmak zor, etrafa bakarken kendini kaybettin, ve yanina bir pazar şeytani sokuluverir, yani öyle olunca, daimi zikiri kazanmak icin, cooookca Allahi zikretmek lazimdir, tabiki bu zikir sadece dilden zikir olmamali, zikrederken Allahi davet ettigini bilmeli, ve Allah gelincede  şeytanin ordan gittiignide bilmeli, yani zaten bizim zikirimizin başindaki istiazeyi cekince  belli olur, eger yaninda bir şeytan ve hizbi varsa, ve hatta damarlarinda geziyor ise, o zikir, istiazeyi cekince, seni esnetir ve vücudundan cikip kacmak durumunda kalir, esnedinse onu cekince, bilki damarlarinda geziyormuş o an, ve sen istiazeyi cekince, işde cikdi ve kacdi demek olur bu, ve ardina 100 nromal istiaze ve besmele daha, artik unuttugumuz anlarimizda da besmele cekmiş olmak icin 100 istiazeli besmele ne güzel degilmi.

Nitekim hastalik bile, şeytanin  azabli dokunmsi olarak yer alir kuranda, Hz Eyub dedi ki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاذْكُرْ عَبْدَنَا أَيُّوبَ إِذْ نَادَى رَبَّهُ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Vezkur abdenâ eyyûb(eyyûbe), iz nâdâ rabbehû ennî messeniyeş şeytânu bi nusbin ve azâb

Meali :

(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani o, Rabbine, “Şeytan bana bir yorgunluk dert ve azap dokundurdu” diye seslenmişti.

Sadakallahul Aziym SAD Suresi 41. ayet

ve burada şeytanin bir nevi, mikrop türünden birisi oldugunu anliyoruz, cünkü yorgunluk hormonu salgilanmasi bir hormon, ve o damarlarda, yada vücudun icine  salgilanir, yani yorgunluk hormonu denen şey, işde eyyubun kuranda andigi, ve ondan Allah sigindigi bu "bi nusbin ve azâb"  dedigi şey yani, ve onun icinde başka bir surede de rabbimize ondan, şöyle sigindigi yer aliyor.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَقُل رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ  وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve kul rabbi eûzu bike min hemezâtiş şeyâtîn, Ve eûzu bike rabbi en yahdurûn.

Meali :

De ki: “Ey Rabbim! Şeytanların vesveselerinden ve dürtüklemelerinden sana sığınırım. Ey Rabbim! Onların benim yanımda bulunmalarından da sana sığınırım.”

(Sadakallahul Aziym MU'MİNÛN Suresi 97 ve 98. ayet)

Ve biz Raşidi Tarikati mensublari, Günde en az 1 defa, ve en fazla 10 defa zikirederiz bu duayida, amma bu demek degildir sadece ona defa zikredecgiz, düşmanin onu kuşattigini veya ona yaklaştigini bilen kimse, silahi ve mermisi varsa, ona ateş acip, onu vurmak istemezmi, onu kendisinden uzaklaştirmak istemezmi, o halde baktinizki, o ve hizbi yaklaşti, cokca bu zikiri zikredin, ve rabbimize siginin, istiaze edin.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَفِرُّوا إِلَى اللَّهِ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ  وَلَا تَجْعَلُوا مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ إِنِّي لَكُم مِّنْهُ نَذِيرٌ مُّبِينٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe firrû ilâllâh(ilâllâhi), innî lekum minhu nezîrun mubîn.Ve lâ tec’alû meallâhi ilâhen âhar(âhara), innî lekum minhu nezîrun mubîn.

Meali :

Öyleyse Allah’a firar edin (kaçın ve sığının). Muhakkak ki ben(Allahu Teala), sizin için O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmaniz icin bir bekci ve  bir nezirim. Ve Allah ile beraber başka ilâhlara sığımayın. Muhakkak ki ben, sizin için  O’ndan (şeytan ve hizbinden) kurtulmaniz icin bir bekci ve nezir olarak yeterim.

Sadakallahul Aziym ZARİYAT Suresi50 ve 51. ayet

yani ondan (şeytan ve hizbinden), Allah dogru kacmak lazimdir, bu da ona istiaze ile ve zikir ve fikir ile siginmak ile olur. yani kalbinizin nur lambasini yakmak ile olur,

Sadakallahul Aziym ENFÂL Suresi 34. ayetten pasaj

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا إِن تَنصُرُوا اللَّهَ يَنصُرْكُمْ وَيُثَبِّتْ أَقْدَامَكُمْ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenû in tensurûllâhe yansurkum ve yusebbit akdâmekum.

Meali :

Ey iman edenler! Eğer siz Allah’a yardım ederseniz (emrini tutar, dinini uygularsanız), O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.

Sadakallahul Aziym MUHAMMED Suresi 7. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

لَهُ مُعَقِّبَاتٌ مِّن بَيْنِ يَدَيْهِ وَمِنْ خَلْفِهِ يَحْفَظُونَهُ مِنْ أَمْرِ اللّهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُغَيِّرُ مَا بِقَوْمٍ حَتَّى يُغَيِّرُواْ مَا بِأَنْفُسِهِمْ وَإِذَا أَرَادَ اللّهُ بِقَوْمٍ سُوءًا فَلاَ مَرَدَّ لَهُ وَمَا لَهُم مِّن دُونِهِ مِن وَالٍ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Lehu muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî yahfezûnehu min emrillâh(emrillâhi), innallâhe lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ bi enfusihim, ve izâ erâdallâhu bi kavmin sûen fe lâ meredde lehu, ve mâ lehum min dûnihî min vâl

Meali :

İnsanı önünden ve ardından takip eden melekler vardır. Allah’ın emriyle onu korurlar. Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.

Sadakallahul Aziym RA'D Suresi 11. ayet


Rabbim Zülcelal ve ikram hazretleri, bizi ve müntesiblerimizi, ve ehli beytimizi, cookca rabbimizi zikrederekden, ondan gafil düşmeyen, daimi zikir ehli zümresine ilhak eylesin, ve O nu  ve meleklerini, peygamberlerini, ve salih kullarini, ve onlar görülünce allah akla gelen velilerini, ve dostlarini unutupda, O nunda kendilerini unutturdugu, sonrada onlar icin azabi müstehak gördügü,  gafil kimselerden olmakdan, muhafaza eyleyip, emaninda ve emniyetinde tutsun bizleri. amin.

-----------------
Kaynaklar :
Kurani Kerim
Hadis Kitaplari
Ceşitli internet Sayfalari
Başağaçlı Raşit Tunca
Tariqatı Raşidi